>> 31 10 2009





Posted by Picasa

Read more...

>> 30 10 2009



















Read more...

Görünmeyen Ekonomi-Steven Levitt-Stephen Dubner

>> 02 08 2009



bunların tümü Levitt'in güçlü temel inancına verilmiş karşılıklardı: modern dünyanın, anlaşılmaz, karmaşık görüntüsüne ve düpedüz hilekârlığına karşın, kestirilemez olmadığına, bilinemez olmadığına ve hatta doğru sorular sorulursa düşündüğümüzden daha da meraj uyandırıcı olduğuna dair bir inançtı bu.

(Açıklayıcı bir not, XII)


Ekonomi, kökeninde, teşviklerin ve motivasyonların incelenmesidir: insanlar istediklerini, özellikle de başka insanlar da aynı şeyi isterken veya ihtiyaçduyarken, nasıl elde ederler sorusunun araştırılmasıdır. (sf. 22)


(Her motivasyon, doğası gereği bir pazarlıktır; mesele aşırılıkların dengelenmesidir.) (sf. 25)


hile yapmak insan doğasının bir parçası oladabilir olmayadabilir, ama kuşkusuz insan yaşamının dikkat çekici bir öğesidir. hile yapmak ezeli bir ekonomik edimdir: daha azla daha çok ele etmek. demek ki hile yapanlar sadece önemli isimler inside trading yapan ceo'lar, doping hapı yutan sporcular ve avantacı politikacılar değildir. bilgisayara girip çalışanlarının çalışma saatini budayan ve kendi performansının daha iyi görünmesini sağlayan wal-mart maaş bordrosu yöneticisidir hileci olan. dördüncü sınıfa geçemeyeceği kaygısıyla, yanında oturan arkadaşından kopya çeken üçüncü sınıf öğrencisidir. (sf. 27)

Read more...

Dublörün Dilemması-Murat Menteş

>> 25 07 2009

"[...]Saçmalamak daima belli bir esneklik doğurur. Bu da tahmin edilemeyecek kadar çok kişinin işine gelir. Savaşlar da, evlilikler de, politik mitingler de bu esneklikten istifade eder" (sf. 18)


"[...]Kayıtsızlık, bir yok etme çabasıdır.. Fakat bu yok etmeye yeltendiğimiz şeyin varlığını kesin bir biçimde kanıtlamaya yetmez. İşte, ben de gerçekliğinden emin olmadığım olaylar ve durumlardan dikkatimi esirgemeye özen gösteriyorum." (sf.20)

"İtiraf etmeliyim ki, aziz okur, benim ömrüm, her birini gebertmek istediğim insanlarla aramdaki buzdağlarını eritmeye çalışmakla geçiyor." (sf 48)

"İbrahim Kuban'dan öğrendiğim kadarıyla, yeşil banknotlar kamuflajdan başka bir şeye yaramıyor. Aptallığı, beceriksizliği, acizliği, yalnızlığı kamufle ediyorlar... Ayrıca, yetimlik zaman aşımına uğramaz, haddizatında yetim olmayanlar da yetimliğe doğru seyreder. Yani kimsesizlik, kimsenin tekelinde değildir: Kainat ve tarihin bekleme salonunda biraz soluklanıyoruz, çoğunlukla da adımız anonslanmadan kainata ve tarihe gömülüyoruz..." (sf. 49)

"Fevkalade! Unutma Nuh'um, aşk, insanın şahsiyetini pekiştirir. Çünkü hayatın manası, aşk bohçasında gelen bir hediyedir. Mevcudiyetinin hakkını vermek, hiç değilse mazeretini bulmak isteyen insan yalnızca aşka müracaat edebilir..."(sf. 95)


Read more...

Fahim Bey ve Biz

>> 19 07 2009


"insanlar, birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi, kendi hususi boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız, hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır. bir yıldız sönünce ondan uzaktakiler bir şey duymaz. Herkes ancak biraz kendi komşusuyla meşgul olur. Herkes ancak bir iki düşman için kin, ancak üç dört dost veya akraba için haset veya muhabbet ve ancak beş altı vücıt ve ruh için bir zaaf, bir temayül veya bir aşk duyar ve beşeriyetin üst tarafı bize tamamen yabancı gibi karanlık kalır." (sf. 7)

&&&&

"[...] Başkaları daima ancak kendi hesaplarına uygun görüşlerine inanarak bizi kendimize göre değil, kendilerine göre muhakeme ederler ve çok kere erdikleri kanaatlerin bizim hakikatlerimizle hiçbir münasebeti kalmaz." (sf. 23)

&&&&

"[...] Biliriz ki insanların çoğu hâlâ karanlıktan gelecek haberleri dinler ve ömürlerini kurtaracak mucizeyi beklerler. Düşünürsek, beşeriywtin tarihi malûm olduğundan, şimdiye kadar böyle kaç rûya tarihin de seyrini değiştirmiş, nice mişyonlarca insanların ömürleri, hattâ kendilerinin bile değil de başkalarının gördükleri bir rûya yüzünden ve onun tâbiriyle kurtulmuş, düzelmiş yahut bozulmuş ve mahvolmuştur! Esasen nice insanların ömürleri gûya ezelde gördükleri bir rûyanın tesriri altında kalarak, o rûyayı yerine getirmek için gibi geçer ve zaten belki yeryüzünde her tahakkuk eden şey de ancak evvelce görmüş olduğumuz yahut başkalarının görmüş oldukları rûyaların tahakkukundan ibarettir." (sf.64)

&&&&

"[...] Halbuki aleyhimizde verilen hükümlerin sebepleri çok kere bizim kusurlarımız değil, bize bakanların görüşlerini bulandıran kendi hisleri, acizleri ve öfkeleridir. zalim size zulüm etmekteki sebebi kendi, fena kanında bulur. sizi ısıran köpek siz ısırılmaya müstahak olduğunuz için değil, kendisi kuduz olduğu için ısırır. Onun için ehemmiyeti olan şey sizin ısırılmanız değil, kendisinin ısırmasıdır." (sf. 82)

&&&&

"[...]Gönüllerden evvel hafızalar bozulur. bundan dolayıdır ki insanlar kısacık ömürlerinde muhabbetlerini de, kinlerini de nice defalar değiştirirler." (sf. 106)

&&&&

[...]
zaman herşeyi unutturarak her malûmattan yeni cehaletler doğurur. hemen herkesçe malûm olan şey hemen herkesçe meçhul bir şey olur." (sf. 107)


Read more...

Oblomov

>> 06 07 2009

[...]
oysa insan mütavazi, ağırbaşlı, sakin bir hayat arkadaşının yanında ne kadar rahat uyur. akşam yatarken, sabah uyanırken aynı sevimli bakışı bulacağından emindir. yirmi, otuz yıl sonra insan, kendi sıcak bakışına cevap veren uysal, sıcak, sevgi dolu bir bakış görür, ölünceye kadar da hayat böyle geçer.

her kadınla erkeğin gizli amacı da bu değil midir? dostunda değişmez bir huzur, akışı bozulmayan bir ruh bulmak. aşkın temeli budur ve bundan uzaklaştık mı ıstırap başlar: demek benim idealim bütün insanların idealidir. kadınla erkek arasındaki ilişkilerin en yüksek şekli de bu olsa gerekir.

tutkuya meşru bir yol açmak, onu bütün ülkenin faydalanacağı bir ırmak gibi en iyi yöne çevirmek, işte insanlığın yapacağı, işte george sand'ların ve bütün ileri düşünceli insanların ulaşmak isteyip de ulaşamadıkları son yükseliş basamağı. oraya varıldıktan sonra artık ne hıyanet kalır, ne dargınlık. yürekler hep aynı mutlulukla çarpar. hayat her zaman o sağlam, bereketli özle dolar, insanın ruhu tertemiz bir sağlık kazanır.

böyle bir mutluluğun örnekleri vardır; ama ne kadar az; onlara birer mucize gibi bakılır. bu mutluluk insanın doğuşundandır derler. ama belki de insan ona kendini hazırlayabilir, ona bilinçle gidebilir...

tutku! tutku yalnız şiirde, sahnede güzeldir; orada aktörler, hançerlerle, geniş pelerinlere bürünüp gezerler,öldürenler ölenlerle birlikte gidip akşam yemeği yerler... tutkuların sonu böyle gelse iyi; oysa her sefer arkalarında duman ve yangın kokusu bırakıp giderler, mutluluk değil. insan onları hatırladıkça utanır ve saçlarını yolmak ister.

başımıza bu belâ gelince, atın ayağını kaydıran, süvariyi yalçın dağlardaki yolda ne yapılırsa öyle yapmalıyız; uzaklarda görünen köyümüze gözlerimizi dikerek ona doğru koşup bu tehlikeli yerden bir an önce çıkmaya bakmalıyız.evet, tutkulara gem vurmalı, onları evlilik hayatı içinde boğmalı.

oblomov kendisine ateşli gözlerle bakan, ahlarla oflarla gözlerini kapayıp göğsüne düşen, sonra kendisine gelip kollarını boynuna sarana kadınlardan korkar kaçardı... bu bir havai fişeğinin yükselişi, barut fıçısının parlayışı idi. sonunda ne olur? insanın gözleri görmez, kulakları işitmez olur, saçları tutuşup yanar." sf 280-281

"[...]ancak dürüst olmayan insanlar kendilerinden istenen şeyi yapmamak için istenmeyen ve yapılmayacak fedakârlıktan söz ederler.[...] "sf 480

Read more...

Gündeste, sf 104

>> 13 06 2009





yürürdük biz bu yolu yokuş da olsa
ancak sizin gücünüz yoktu
bizde haddinden fazla
bir yağmur indi bahçeye karanfil sandım
ıslanıp boy atan görsel gülleri
yumurtasının derdine düşmüş anaç güvercin
ıslak kanatlarıyla geldi sizi söyledi
gözlerinizi getirip astılar duvara
hem yokluğunuz yaşama gücümüzdür
güvercin hüznüm sizin olmamanız ve özüm
bu eve zor sığıyoruz zaten
şişeler balkona çıktılar
bir de utanmadan hem de sık sık
yalnızlıktan dem vururum
oturup kalkıp

Ferhan Şensoy


fotoğraf:http://www.fotokritik.com/1729554?highlight=bekleyi%FE

Read more...

  © Free Blogger Templates Wild Birds by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP