Görünmeyen Ekonomi-Steven Levitt-Stephen Dubner
>> 02 08 2009
bunların tümü Levitt'in güçlü temel inancına verilmiş karşılıklardı: modern dünyanın, anlaşılmaz, karmaşık görüntüsüne ve düpedüz hilekârlığına karşın, kestirilemez olmadığına, bilinemez olmadığına ve hatta doğru sorular sorulursa düşündüğümüzden daha da meraj uyandırıcı olduğuna dair bir inançtı bu.
(Açıklayıcı bir not, XII)
Ekonomi, kökeninde, teşviklerin ve motivasyonların incelenmesidir: insanlar istediklerini, özellikle de başka insanlar da aynı şeyi isterken veya ihtiyaçduyarken, nasıl elde ederler sorusunun araştırılmasıdır. (sf. 22)
(Her motivasyon, doğası gereği bir pazarlıktır; mesele aşırılıkların dengelenmesidir.) (sf. 25)
hile yapmak insan doğasının bir parçası oladabilir olmayadabilir, ama kuşkusuz insan yaşamının dikkat çekici bir öğesidir. hile yapmak ezeli bir ekonomik edimdir: daha azla daha çok ele etmek. demek ki hile yapanlar sadece önemli isimler inside trading yapan ceo'lar, doping hapı yutan sporcular ve avantacı politikacılar değildir. bilgisayara girip çalışanlarının çalışma saatini budayan ve kendi performansının daha iyi görünmesini sağlayan wal-mart maaş bordrosu yöneticisidir hileci olan. dördüncü sınıfa geçemeyeceği kaygısıyla, yanında oturan arkadaşından kopya çeken üçüncü sınıf öğrencisidir. (sf. 27)Read more...
Dublörün Dilemması-Murat Menteş
>> 25 07 2009
"[...]Saçmalamak daima belli bir esneklik doğurur. Bu da tahmin edilemeyecek kadar çok kişinin işine gelir. Savaşlar da, evlilikler de, politik mitingler de bu esneklikten istifade eder" (sf. 18)
Fahim Bey ve Biz
>> 19 07 2009
Oblomov
>> 06 07 2009
[...]
oysa insan mütavazi, ağırbaşlı, sakin bir hayat arkadaşının yanında ne kadar rahat uyur. akşam yatarken, sabah uyanırken aynı sevimli bakışı bulacağından emindir. yirmi, otuz yıl sonra insan, kendi sıcak bakışına cevap veren uysal, sıcak, sevgi dolu bir bakış görür, ölünceye kadar da hayat böyle geçer.
her kadınla erkeğin gizli amacı da bu değil midir? dostunda değişmez bir huzur, akışı bozulmayan bir ruh bulmak. aşkın temeli budur ve bundan uzaklaştık mı ıstırap başlar: demek benim idealim bütün insanların idealidir. kadınla erkek arasındaki ilişkilerin en yüksek şekli de bu olsa gerekir.
tutkuya meşru bir yol açmak, onu bütün ülkenin faydalanacağı bir ırmak gibi en iyi yöne çevirmek, işte insanlığın yapacağı, işte george sand'ların ve bütün ileri düşünceli insanların ulaşmak isteyip de ulaşamadıkları son yükseliş basamağı. oraya varıldıktan sonra artık ne hıyanet kalır, ne dargınlık. yürekler hep aynı mutlulukla çarpar. hayat her zaman o sağlam, bereketli özle dolar, insanın ruhu tertemiz bir sağlık kazanır.
böyle bir mutluluğun örnekleri vardır; ama ne kadar az; onlara birer mucize gibi bakılır. bu mutluluk insanın doğuşundandır derler. ama belki de insan ona kendini hazırlayabilir, ona bilinçle gidebilir...
tutku! tutku yalnız şiirde, sahnede güzeldir; orada aktörler, hançerlerle, geniş pelerinlere bürünüp gezerler,öldürenler ölenlerle birlikte gidip akşam yemeği yerler... tutkuların sonu böyle gelse iyi; oysa her sefer arkalarında duman ve yangın kokusu bırakıp giderler, mutluluk değil. insan onları hatırladıkça utanır ve saçlarını yolmak ister.
başımıza bu belâ gelince, atın ayağını kaydıran, süvariyi yalçın dağlardaki yolda ne yapılırsa öyle yapmalıyız; uzaklarda görünen köyümüze gözlerimizi dikerek ona doğru koşup bu tehlikeli yerden bir an önce çıkmaya bakmalıyız.evet, tutkulara gem vurmalı, onları evlilik hayatı içinde boğmalı.
oblomov kendisine ateşli gözlerle bakan, ahlarla oflarla gözlerini kapayıp göğsüne düşen, sonra kendisine gelip kollarını boynuna sarana kadınlardan korkar kaçardı... bu bir havai fişeğinin yükselişi, barut fıçısının parlayışı idi. sonunda ne olur? insanın gözleri görmez, kulakları işitmez olur, saçları tutuşup yanar." sf 280-281
"[...]ancak dürüst olmayan insanlar kendilerinden istenen şeyi yapmamak için istenmeyen ve yapılmayacak fedakârlıktan söz ederler.[...] "sf 480
Gündeste, sf 104
>> 13 06 2009
ancak sizin gücünüz yoktu
bizde haddinden fazla
bir yağmur indi bahçeye karanfil sandım
ıslanıp boy atan görsel gülleri
yumurtasının derdine düşmüş anaç güvercin
ıslak kanatlarıyla geldi sizi söyledi
gözlerinizi getirip astılar duvara
hem yokluğunuz yaşama gücümüzdür
güvercin hüznüm sizin olmamanız ve özüm
bu eve zor sığıyoruz zaten
şişeler balkona çıktılar
bir de utanmadan hem de sık sık
yalnızlıktan dem vururum
oturup kalkıp
Ferhan Şensoy
fotoğraf:http://www.fotokritik.com/1729554?highlight=bekleyi%FE Read more...




